SADELEŞTİRİLMİŞ RİSALELERDE YENI DÜNYA DINININ 

 

SINSI YAPISI

 

Tahrif edilmis Sözler (sf. 7)


Madem her şey manen "Bismillah" der. Allah'ın nimetlerini O’nun namına getirip bize verir.

ASLI ( Sözler sf. 7 )


Madem her şey manen "Bismillah" der. Allah namına Allah'ın nimetlerini getirip bizlere veriyorlar.




 

Sinsi bir metot ile ‘’ yeni dinden’’ çıkartılmak istenen enaniyet kavramına bir göz atalım.

 

Aslında , şimdiki zaman fiil çekimi ‘bize veriyorlar’.

 

Sahtesinde  ise ‘bize verir’.

 

Kararlatılan kavram ise her an, şimdi, şu an Allah namına olma manasının idrakidir.

Sahtesinde ‘bize verir’ cümlesindeki geniş zaman kullanılıp, şimdiye, şu hale, şu ana ait olan tefekkürün yolu kesilmiş, hakikati kaldırılmıştır…

 

Böylece bilinç altına Allah Tealanın nimetleri verip sümme haşa ‘’ köşeye ‘’ çekildiğine yönelik bir fikriyat nakş edilmiş olunur.Halbuki kul bilirki nimetler devam etmektedir ? Öyleyse bu devam eden merhamet gene olsa olsa bir takım ‘’ kutsal ‘’ şahısların eliyle olacaktır.

 

Onlar olmasa ‘’ hizmet ‘’ olmayacaktır .. .Debdebe ve şa’şa ile bir tek adam imajı çiziliyor ve zaten çizilmişide vardır . .İşte imani perspektifde bakış açısında sakatlıga giren bir nesil evham ve dalalet bataklıgında yeni dünya dininin imajlarında gark edilmek isteniyor.

 

 





 

 

Tahrif edilmis Sözler (sf. 21)

Acaba asıl mal sahibi Cenab-ı Hak karşılık olarak, ne istiyor?

 

 

ASLI ( Sözler sf. 7 )

 Acaba asıl mal sahibi olan Allah, ne fiat istiyor?

 

• Esma-ül Hüsna’nın bütün manalarını ifade eden ‘Allah’ lafzını çıkarıp, bu meselelerin Esma-i İlahi ile bağlantısını kesip, Besmelenin külliyetinden çıkarmışlardır.

 

• Cenab-ı hak lafz-ı Mübarek’iyle sanki bu işin hakikati onların söylediği gibi olduğu telkin ediliyor. Hak ve Hakikat budur mesajı zihinlere veriliyor. Hâlbuki Birinci Sözde mesaj Allah’ın isimleriydi.

 

• Biz şükrümüzü ‘karşılık’ olarak yapmayız; biz şükrümüzü ubudiyet olarak yaparız. Karşılık olarak bir şey yapmak Hristiyanlıktaki kimlikle mümkün. Çünkü onlar kendilerine hakiki bir şahsiyet verirler ve bu ‘hakiki şahsiyet’ zannettikleri dalalet kimlikle ubudiyet ederler.

 

Bu sahte ifadeleri bilinç altına işlemeye teşebbüs eden malum cenah evvelki tezine bir payanda tesis eder ve gene kendi kutsal kimlikli şahsiyetlerini takdis eder…

 

İman ilmini ve ilmi marifetullahı daraltmaya teşebbüs edmek beşeri ve enaniyeti nazara vermek ve kendi gücünü uluhiyet davası içinde afaka ilan etmekten öte bir şey değildir.

 

 





 

 

Tahrif edilmis Sözler (sf. 21)

Nimetlerin görünüşteki sahiplerini

 

 

 

ASLI ( Sözler sf. 7 )

zahirî mün'imleri medih ve muhabbet edip, Mün'im-i Hakikî'yi unutmak; ondan bin derece daha belâhettir.





 

‘Zahiri Mün’im ‘ nimetlerin görünüşteki sahipleri olarak değiştirmenin esas sebebi El-Mün’im ismi ile bağlantının kesilmesi, kopartırılmışıdır.

Onların getirdiği yalancı inanç sisteminde Allahın isimleri nelerdir acaba?

Çünkü nimet-in’am-Mün’im hakikati nimetlerin zahirdeki görünüşünden yola çıkarak anlaşılır.

 

 

 

 

 

 

Tahrif edilmis Sözler (sf. 22)

Onu, kendi nefsim için kaydetmek arzuladım.

 

 

ASLI ( Sözler sf. 8 )

Onu, kendi nefsim için nota suretinde kaydetmek istedim.

 

 

İşte herbir mevcudun böyle kesretli gayeleri bulunduğunu bir vakit düşünürken, hatırıma Arabî tarzda ve gelecek "Beş İşaret"in esasatına nota hükmünde olarak, küllî gayelere işaret eden şu fıkralar gelmiştir:

Mektubat ( 291 )

 

 

 

 

Tahrif edilmis Sözler (sf. 25)

Merkezdeki bir nakış, farklı yönlerden uzanan atkı ve iplerin düzeninden ve desenindemeydana gelir.

 

 

ASLI ( Sözler sf. 11 )

Nasıl merkezî bir nakış, her taraftangelen atkı ve iplerin intizamından vevaziyetlerinden hasıl oluyor.

 

 

 

 

‘Her taraftan farklı yönlerden

İntizam düzen

Vaziyet desen kelimeleriyle değiştirilmiş.

Her taraftan gelen atkı ipleri başka bir taraftan gelen hiçbir renk hiçbir farklı çizgiyi içine almaz. Tamamen,her yönüyle,sadece esma tecellilerine ait olur.’’farklı yönlerden’ tabiri gelirse, bu mana farklılaşır. Farklı yönlerden olursa ,

‘Her taraftan’ kavramının tevhidi ifade eden hükmünü ifade etmez. Tam tersi farklılık ve farklı yönleri ifade eder. Tevhidi anlatan misal tam aksi olarak ‘Esma tecellilerinden başka tesir yönleri algısına yol açar.

 

 

 

 

 

 

Tahrif edilmis Sözler (sf. 94)

Çünkü gizli, kusursuz kemal, kendisini takdir edenlerin, beğenip mâşâllah diyerek seyredenlerinkarşısında sergilenmek ister.”

 

ASLI ( Sözler sf. 68 )

“Çünkü: Gizli, kusursuz kemalât ise takdir edici, istihsan edici, mâşâallah diyerek müşahede edicilerin başlarında teşhir ister.”

 

 

 

‘Başlarında’ kelimesi ‘karşısında’ ile değiştirilmiştir. 
‘Başlarında’ kelimesiyle kemalatın azameti, yüksekliği ile beraber acz, fakr mahiyetinde olan insanın abdiyyeti manası vardır.
‘Başlarında’ kelimesi secdeye telmihtir. Baş eğmek, boyun eğmek de rukûya telmihtir.
Gizli kusursuz kemalatın dergâhında, namazı ifade eder.
‘Karşısında sergilenmek’ ifadesi muharref hıristiyanlığa aittir. Muharref Hıristiyanlıkta secde ve rukû yoktur. İbadet zannedilen şey şirktir.
Bu bir Hıristiyanlık telkinidir… 


‘…evkat-ı hamsede rükû ve sücud kancasıyla gururun hortumunu bük, sık, başını kır, imanı doldur. (Mesnevi-i Nuriye 148)’

 

 

 

 

 

 

Tahrif edilmis Lem‘alar (sf. )

Resûl-u Ekrem’in ( A.S.M.) kutsî mesleğinin hem var etmeyedönük , hem sabit olmasındandır ki..

ASLI ( Lem‘alar sf. 81 )

“ Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın meslek-i kudsîsi, hemvücudî, hem sübutî, ….

 

 

 

Var etmeye dönük ; Bu cümlenin mânası mutezile mezhebince düşünülebilir. Bu mezhebe göre Kul fiilini Hâlıkı olarak var eder.Sapık düşüncedir. Ehl-i Sünnet ve istikamete göre kul hiçbir şeyi var edemez .
Vücudî: Vacib-ul Vucuda nisbetle yaratılanlarla alakalı mânasıdır.
Efendimizin kudsi mesleğinin serapa tevhid olduğunu bilmiyor ve inanmıyor musunuz ?
Hz.İsa (a.s)’ı ilah olarak düşünen sapık anlayış, incilin böyle bir tercümesinden doğmuş olabilir.

 

 

 

 

 

 

Tahrif edilmis  Mucizat-ı Ahmediye risalesi sayfa 25-26 (sf. )

Bir saat sonra, ‘Yetmiş yaşına giren meşhur bir münafık öldü.’ diye haber geldi.

ASLI ( Mektubat sf. 93 )

‘Bir saat sonra cevap geldi ki: ‘Yetmiş yaşına giren meşhur bir münafık ölüp, Cehennem’e gitti.’


 

 

Cehennem kelimesinden sıkıldılar, bıktılar ve delete ettiler.

Niçin çıkarılmış olabilir?.........
Yeni bir batıl itikad sistemi mi yapılandırılıyor?
Cehennem manasını batıl itikadınızdan da çıkaracak mısınız? 
Yeni bir batıl itikad sistemi yapılandırılırken ‘cehennem’ manası nasıl düzenlenecek acaba…