Sahteleştirilmiş risalelerde KUR'ANÎ kavramların
tahrif edilmesine misaller
RİSALE-İ NUR VE KUR’ANIN MUKADDES KELİMELERİ
İmana,
tevhide, haşre ait manalar ilk defa Kur’an ile duyuldu. Daha önce bu manalar ve bu kavramlar, hiçbir akılda hiçbir kaynakta yoktu. Kur’an bu manaları kendi kelam-ı mukaddesesi ile gözlere ve
akıllara gösterdi. Öyle ise bu hakikatler başka dildeki, başka kelimeler ile ifade edilemez; çünkü o manalar orada yoktur, dolayısı ile kelime de yoktur. Sadeleştirilemez tercüme
edilemez.
Kur’anın manalarının başka
bir dilde öğrenilebilmesi için, Kelamullah olan mukaddes kelimeler değiştirilmeden, manasının ilmi ile, tefsiri ile olur.
Risale-i Nur bunu yapmıştır. Kur’an kelimelerini hiç değiştirmeden manasının hakikatini öğretmiştir.
Şimdi sadeleştirmelerle bu Kur’ani kelimeler değiştirilmiş, Risale-i Nurun Kur’an ile olan bağı nazara alınmamış, Kur!an ilmi yok edilmiştir.
|
Tahrif edilmis Lem‘alar (sf. 90) |
ASLI ( Lem’alar sf. 53 )
.....bid'aları icad etmek,dalalettir, ateştir. Lem'alar ( 53 ) |
|
Sapkınlık genel bir kavramdır, herşey için her
konuda kullanılabilir.
|
|
|
Tahrif edilmis Sözler (sf. 562) |
ASLI ( Sözler sf. 463 )
|
|
Cümlenin bütünündeki üslup bozulduğu için, hem
anlamsızlaşmış, hem kavramlar tahrif olmuştur. 2- İmanın rükunları, ‘imanın kısımları’ demek değildir. İman külli bir kavramdır, kısımları olmaz, rükûnları olur.
|
|
|
Tahrif edilmis Lem‘alar (sf. 147) Kur’an-ı Mucizü’l-Beyan, akıllarısayısız varlıkta görünen birlik tecellisinde boğmamak için daima o vahidiyetin içinde ehadiyet cilvesini gösteriyor.
|
ASLI ( Lem‘alar sf. 97 )
|
|
Kesret-i mahlukat , sayısız varlıklar olarak
sadeleştirilemez. Hem Aziz Üstadımız mahluk kelimesini gelişi güzelmi kullandıki; siz varlık olarak değiştirdiniz?? Mahluk sonradan yaratılmış manasını taşır. Varlık tam tersi müstakil ve sabit kadem anlamını yüklenir.. Her iki kelime arasındaki azim mana farkı apaçık ortada..Katmerli şirkinize yeni bir örnek olmuş..
|
|
|
Tahrif edilmis Lem‘alar (sf. 105) Gökler gibi yeryüzünün de yedi tabaka olmasına dairdir. |
ASLI ( Lem‘alar sf. 64 )
|
|
Gökyüzü bir semadır ama sema gökyüzü demek değildir . Hem âlem-i arzdan, tâ Cennet âlemine kadar herbir âlemin birer seması vardır. Sözler ( 569 ); O zaman herbir alemin bir gökyüzü mü var diyeceğiz.?? "Ben semavatı inkâr ediyorum, melaikelere inanmıyorum. Semavatta birinin gezmesine, melaikelerle görüşmesine nasıl inanayım?" Sözler ( 569 )
Burayada gökyüzünü inkar ediyorum mu diyeceğiz .?? ilaahir..
|
|
|
Tahrif edilmis Lem‘alar (sf. 93) ....bildirdiği hakikatlerden yüz çevirmenin... |
ASLI ( Lem‘alar sf. 55 )
|
|
Tebliğ: Peygambere mahsus beş vasıfdan biridir.Allah (c.c.) 'den getirdiği vahyi ulaştırmak anlamında kullanılır.
Ahkâm hükümler manasındadır ve peygamberimizin getirdiği bütün hükümler
hakikatdir. Ama her hakikat tebliğ edilen hüküm değildir.
|
|
|
Tahrif edilmis Sözler (sf. 330) ……Baki bir Yaratıcının, ölümsüz bir Sevgilinin….. |
ASLI ( Sözlerr sf. 270)
|
|
Esma-i ilahiyeyi, neden hep Yaratıcı olarak
sadeleştirdiniz.
.."Vedud" ismine mazhar olan muhakkikîn-i
evliya; "Bütün kâinatın mayesi, muhabbettir. Bütün mevcudatın harekâtı, muhabbetledir. Bütün mevcudattaki incizab ve cezbe ve cazibe kanunları, muhabbettendir."
demişler.
|
|
|
Tahrif edilmis Sözler (sf. 40)
“Hem sen aciz ve fakirsin, kendine her
yerde yiyecek bulamazsın”. |
ASLI ( Sözler sf. 23 )
|
|
‘Evet insan kâinatın en eşrefi ve esbab içinde ihtiyarı en geniş olduğu halde, ef'al-i ihtiyarîsi
içinde yemek ve içmek gibi en âdi bir fiilinde, yüz cüz'ünden ancak bir cüz'ü insana ait olabilir. Esbabın sultanı olan insan, böyle eli bağlı, tesirsiz olursa öteki esbab-ı
camide ne halt edebilir? (Mesnevi-i Nuriye 59)’
Bunlar Risale-i Nurda
tevhidî kavram olarak en ince ayrıntıda en kesin ifadelerle belirtilmiştir, anlatılmıştır, izahı yapılmıştır. İğne ucu kadar bu hassasiyet bozulsa, bu anlatım ve ifade
hassasiyetine dikkat edilmezse, ŞİRK kesindir.
|
|
|
Tahrif edilmis Sözler (sf. 330) Demek ki, şu saltanat sahibinin sınırsız cömertliği, pek geniş bir merhameti, pek büyük bir izzeti… |
ASLI ( Sözler sf. 50)
|
|
Kerem, ihsan, cûd, seha, lütuf; Cenab-ı Hakk’ın rahmetiyle vermesinin ayrı ayrı mânalarıdır.
|
|
