Yirmidokuzuncu Söz'ün göz ile görünen bir kerameti var. Ezcümle, onaltı sahifesinde ihtiyarsız, tasannu'suz her sahifenin satırlarının başlarında onaltı elif gelmesidir. Bu tevafuku görmek isteyenler, elyazma nüshasına müracaat etsinler.
Sözler ( 788 )
Risale-i Nur’un manası “Vehbi” olduğu gibi, kelamı,lafızları da “vehbîdir”. Yani, kelimelerinin, cümlelerinin,paragraf ve konularının sıralanışı, dizilişi, yerleştirilmesi…Beşeri bir irade ile değil, İlahî bir irade ile dizilmiştir.Bunun belirtileri, işaretleri ise muhtelif yerlerde verilmektedir..
( Ondokuzuncu Mektub, Yirmi Dokuzuncu Söz, İşarat-ül İ’caz gibi eserlerde “göze görünür hale gelmiş tevafukatlar Osmanlıca aslında gösterilmiş..)
Hüsrev kardeş! Kasem ederim benim elimden gelseydi, yalnız bu defa altun yaldızla yazdığın Mu'cizat-ı Ahmediyeye mukabil her birsahifesine, yalnız maddî bir ücret olarak birer altun hediye edecektim. Hakikaten ebedî bir gül fabrikasına kâtib tayin edildiğinize kanaatım kat'iyyet kesbetti. Rabb-ı Rahîm'e hadsiz hamd ü sena olsun. Tasavvurumda Hüsrev, Rüşdü bir tek isim gibi olmuş. İkinizi, Risale-i Nur'a ait
Kastamonu Lahikası ( 37 )
Beyrut’ta iken bir muhaddis, Risale-i Nur'da geçen bir hadis için mevzu der. Muhatabı yayın evi sahibi Muhammed el Abbas'tır. Muhaddis, "Ne diyorsun" deyince Abbas, "Bediüzzaman gibi bir zat hadis demişse, kalkar başkası mevzu derse, bu bahiste bir şey söylenmez. Bu adam öldürülür" der. Badıllı abi Abbas'a, "Sen bunu böyle demeyecektin. Şu hadis falan kitaplarda mevcuttur, karakteri şudur, diyeceksin. Muhaddis gibi konuşacaksın" diye karşılık verir.
Bu anısını anlatan Badıllı abi daha sonra da şlunları söylemişti:
"Adam kızmadı ben de o gün karar verdim Bediüzzaman’ın eserlerinde geçen hadisleri araştırmaya başladım. O günde sonra yazmaya başladım. Mufassal Tarihçeyi Hayat'ı yazdım. Cemal Kutay'ın tezleri beni rahatsız etti. Hiçbir şey bilmiyor kendini biliyor sayıyor. Bu adamın anlattıkları Üstadın hayatında yok, dinlemediler ve onu meşhur ettiler. 1983'de Gaziantep’te hapisteyken yazdım. Dört ay orada yatmıştım. Cemal Kutay’ın kitabından sonra dört yıl çalıştım Mufassal’ı yazdım.
Sonra Kudsi Kaynaklar kitabına başladım. Birçok kitap araştırdım. Hadis ağırlıklı tefsir kitaplarını okudum. Bunun için dünyayı epeyce gezdim. Pakistan, İran, Afganistan, Arabistan, Mısır, Suriye, Lübnan. Hadis kaynaklı tefsir ve diğer hadis kitaplarından 6 bin cilt kitap topladım. Daha sonra on bin oldu.Urfa'da kütüphanemde oturdum, nerede hadisler geçiyor onu takib ettim. Kitapları gözden geçirdim. Tetebbuat yaptım.
https://www.risalehaber.com/badilli-abi-16714yy.htm
