Download
ERCUZE pc telefon icin.pdf
Adobe Acrobat Dokument 10.8 MB
Download
ERCUZE matbaa için.pdf.pdf
Adobe Acrobat Dokument 10.8 MB

 

KASİDE-İ ERCUZE elden ele -kuvvetli, emin, müteaddid ve çok, belki hadsiz ellerden- sağlam olarak bize gelmiştir.

İmam-ı Ali (r.a.) 'nın kucağına SAHİFE'NİN (SEKİNE) düşmesine ''mübalağa'' deyib inkar eden nadanlara aldanan Mü'minlere, şüphe'ye düşmemeleri için, ERCUZEYİ sitemizde arşifliyoruz.

 

ERCUZENİN ÜMMETİN TASDİKİYLE günümüze o mübarek Eller vasıtasıyla gelmesi ve hiç bir Asır 'da ERCUZEYE İLİŞİLMEMESİ, HAKKANİYETİNE EN BÜYÜK HÜCCETTİR.

 

Osmanlı’nın en büyük âlim ve evliyalarından olan 1813-93 yılları arasında yaşamış Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevî Hazretleri’nin derlediği üç cildlik bir dua, zikir ve evrad kitabı olan Mecmuatü'l-Ahzab'da muhafaza edilmiştir.

 

Mecmuat-ül Ahzab'da Ercuze namındaki kaside-i mübareki, Fethi Bey'de buldum. Birçok yerlerini okudum. Fazla tedkik edemedim. Ancak Sekine namı verilen ve İsm-i A'zam'ı tazammun eden altı isim "Ferd, Hayy, Kayyum, Hakem, Adl, Kuddüs Celle Celalühü" olarak buldum. Bu Esma-i Mübarekenin vird edilmesine müsaade ve ne suretle devam iktiza ettiğine emrinizi istirham ederim.
Barla Lahikası ( 303 )

 

 

 

nakıs meali:

Çünkü onda Rabbimin İsm-i âzam-ı vardır

Biz onunla bütün âlemleri resm ederiz”

(Bu tılsımı) Kim saadete mazhar ise

Onun boynunda gerdanlık hükmünde olur(sa)

Ya da silah üzerine yazılmış hükmünde olur(sa)

Çok keskin ve kan akıtıcı kılıç gibidir

O anda Beşir aleyhisselâm beni çağırdı

Ve buyurdu ki; “Senin Basîr olan Rabbin şu müjdeyi verdi

Sana öyle tılsım hediye etti ki, onunla düşmanlar

Kahr olup zehr olur. Öyleyse o Hâdiye şükür et”

 

Bunun üzerine kucağıma sahife düştü

Onun yazısı şerefli bir dâire şeklinde idi

Cebrâil aleyhisselâm dedi ki;

 

“Yâ Ali! Onu al Çünkü o Yüce Rabbinin SEKİNE'sidir.

Seni korktuğun kötülükten korur

Düşmanla karşılaşınca onları zayıflatır”

 

ﻣﺠﻤﻮﻋﺔ ﺍﻟﺄﺣﺰﺍﺑﯔ

٥٨٢ ﻧﺠﻰ ﺻﺤﻴﻔﻪ‌ﺳﻨﺪﻥ ٥٩٧ ﻧﺠﻰ ﺻﺤﻴﻔﻪ‌ﺳﻨﻪ ﻗﺪﺭ

ﺍﻭ ﺃﺭﺟﻮﺯﻩ‌ﺩﺭ.

 

ﺍﻭ ﺃﺭﺟﻮﺯﻩ‌ﻧﯔ ﻣﻮﺿﻮﻋﻰ ﻭ ﺍﻳﭽﻨﺪﻩ‌ﻛﻰ

ﻣﻘﺼﺪِ ﺃﺻﻠﻰ؛ ﺇﺳﻢِ ﺃﻋﻈﻤﻰ ﺗﻀﻤّﻦ ﺍﻳﺪﻥ ﺁﻟﺘﻰ ﺇﺳﻤﯔ ﺃﻫﻤّﻴﺘﻨﻰ ﺑﻴﺎﻥ ﺍﻳﺘﻤﻚ،

 

ﻫﻢ ﺍﻭ ﻣﻨﺎﺳﺒﺘﻠﻪ ﺇﺳﺘﻘﺒﺎﻟﺪﻩ‌ﻛﻰ ﺑﺮ ﻗﺴﻢ ﺍﻣﻮﺭِ ﻏﻴﺒﻴﻪ‌ﻳﻪ ﻭ ﺗﺄﺳﻴﺲِ ﺇﺳﻠﺎﻣﻴﺘﺪﻩ ﺑﺮ ﻗﺴﻢ ﻣﺠﺎﻫﺪﺍﺗﻨﻪ ﺇﺷﺎﺭﺕ ﺍﻳﺘﻤﻜﺪﺭ.

 

لمعه‌لر - 284

“Mecmuat-ül Ahzab’ın  582. sahifesinden 597 sahifesine kadar O ERCUZEDİR.''

 

 

İmam-ı Ali (R.A.), Kaside-i Ercuze'sinde سَك۪ينَ nam-ı âlîsiyle beyan ettiği İsm-i A'zam ve Celcelutiye'sinde pek muhteşem İsimlerle İsm-i A'zam içinde bulunan o altı İsmi en a'zam, en ehemmiyetli tuttuğu için ve onların bahsi içinde kerametkârane bize teselli verdiği için

 

Lemalar - 341

 

 

Ve böylece, ehl-i hak ve hakikatın yanında mes’ele gündüz gibi aydınlanmıştır. Şüphe ve vesveselerin, sivrisineklerin sakat vızıltıları, şu gök gürültüsü gibi olan Sâdânın yanında hiçbir değeri yoktur. Ve her zaman da sönmeye ve susmaya mahkumdur.

 

 

 

Hem nakl-i sahih ile İmam-ı Ali için dua etmiş ki:

 

اَللّٰهُمَّ اكْفِهِ الْحَرَّ وَالْقَرَّ

 

Yani: "Ya Rab! Soğuk ve sıcağın zahmetini ona gösterme." İşte şu dua bereketiyle, İmam-ı Ali kışta yaz libasını giyerdi, yazda kış libasını giyerdi. Der idi ki: O duanın bereketiyle hiçbir soğuk ve sıcağın zahmetini çekmiyorum.

Mektubat ( 146 )

 

 

Hazret-i İmam-ı Ali Radıyallahü Anhü, Kaside-i Ercuze'sinde اَحْرُفُ عُجْمٍ سُطِّرَتْ تَسْطِيرًا deyip, bu zamanda tamim edilen ecnebi harflerine bakıp, bu cümledeki harflerin cifrî ve ebcedî rakamlarının bu zamana parmak basmalarıyla vaki' cereyan-ı küfriyaneye işaret ettiği gibi; hem Ercuze'sinde, hem Ercuze'yi teyid ve takviye eden Kaside-i Celcelutiye'sinde sarahata yakın

 

تُقَادُ سِرَاجُ النُّورِ سِرًّا بَيَانَةً ٭ تُقَادُ سِرَاجُ السُّرْجِ سِرًّا تَنَوَّرَتْ fıkrasıyla, o cereyanın karşısında vücudu ziyasıyla anlaşılan ve zulmetin pek şiddetli ve sisli, yakıcı dehşetine karşı sönmeyen ve gittikçe zulmeti yararak dünyayı ziyalandırmaya çalışan Risale-i Nur'a ve müellifine hususî iltifatını

 

اَقِدْ كَوْكَبِى بِاْلاِسْمِ نُورًا وَبَهْجَةً مَدَى الدَّهْرِ وَاْلاَيَّامِ يَا نُورُ جَلْجَلَتْ deyip, âhirzamana kadar Risale-i Nur'un bedî' bir surette ışık vermesini ve yanmasını dua ve niyaz eden ve Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan'ın en mühim bir şakirdi ve ulûmunun birinci naşiri olan Hazret-i İmam-ı Ali Radıyallahü Anhü, bidayet-i İslâmda Kur'anın aleyhine açılan çok kapılara karşı mübarek İsm-i a'zamı şefi' tutup kahramanane ve merdane Hakaik-i Şeriatı ve Esas-ı İslâmiyeti muhafazaya çalıştığı gibi, âhirzamanda bütün bütün Kur'ana muhalefet eden zındıka cereyanına karşı, aynı İsm-i A'zamı şefi' ve melce' ve tahassüngâh ittihaz edip cerhedilmez Kur'anın i'cazından gelen ve hâtem-i mu'cizeyi gösteren Risale-i Nur'un sönmez nuruyla ve susmaz lisanıyla şecaatkârane mukabele ve mukavemet edip, yerin yüzünü yakıp çok çiçekleri kurutan zındıka nârını, İsm-i A'zamın kibriyalı, azametli nuruyla ve İsm-i Rahman ve Rahîm'in şefkatli ve re'fetli tecellisinden nebean eden âb-ı hayat ile söndüren; ve yanan yerlerde kuruyan nehir ve bağ çiçeklerine mukabil, dağlarda ve kırlarda sema yağmuru ve rahmetiyle hararete mütehammil ve şiddet-i bürudete dayanıklı çiçekleri yetiştiren Risale-i Nur'u görmesi ve şefkatkârane ve tesellidarane ve kerametkârane bakması, Hazret-i İmam-ı Ali Radıyallahü Anh'ın makam-ı velayetinin iktiza ettiğini hakkalyakîn gösterir.

Lem'alar ( 448 )